Berlin Teil 1

Berlin

 

Merhabalar sevgili coologger okurları. Yeni bir yazımızla tekrar birlikteyiz. Bugün arasına duvarlar girmiş olsa da yaşanan aşklara engel olamayan, 90 senesinde tam bağımsızlığına kavuşan Berlin hakkında konuşacağız (Duvar 1989’da yıkıldı fakat Almanya 1990 yılında yeniden birleşti). Tarihiyle ve yaşanmışlıklarıyla attığımız her adımda bizlere tarihin acı ve tatlı her iki tarafını da net bir şekilde gösteren şehir, günümüzde de geçmişten gelen etkileşimi aktarıyor. Doğu’nun kasvetli yüzüyle, Batı’nın neşeli hayatını iliklerinize kadar hissettiren şehir, size yaşanmışlıkların kolay kolay unutulamayacağını gösteriyor. Biliyorsunuz bugüne kadar Berlin ile ilgili birçok yazı, hikaye, şarkı yazıldı… Bundan sonra da yazılmaya devam edecek… Çünkü öyle bir şehir Berlin. Bu şehri anlamak ve sevmek için zaman geçirmeniz gerekiyor. 3-4 günlük geziler maalesef yetmiyor. Bu şehirde uzun süre kalmazsanız kısa süreli gezilerinizde sıkılabilirsiniz. Bu yüzden ilgi alanınız ne ise ona yönelik bir gezi planı oluşturmanızı tavsiye ederim. Çünkü bu şehirde tarihten müziğe, müzikten sanata, sanattan tekniğe, teknikten sinemaya, sinemadan spora aklınıza gelebilecek her türlü ilgi alanınıza yönelik bir etkinlik veya bir müze bulmanız mevcut. Yazının ilerleyen kısımlarında bu alanlara yönelik önerilerimizi bulabileceksiniz. Berlin ile ilgili bu yazı, yazı serimizin ilk bölümü olacak. Burada genel olarak ulaşım ve kalma yeri alternatifleri hakkında konuşacağız. İkinci bölümde ise ilgi alanlarına göre gezebileceğiniz müzelerden veya etkinliklerden bahsedeceğiz. Üçüncü bölümde ise bize iz bırakmış yer veya yerler hakkında birkaç subjektif görüşlerimizi ilan edeceğiz sizlere. Berlin’de gezecek ve görülecek birçok yer olduğu için ve bunların çoğu da daha önceden anlatıldığı için, tekrar yapmamak amacıyla bu yerlerden çok derine inmeden bahsedeceğiz. Bunu da not olarak ekleyelim 🙂 Giriş kısmı bittiğine göre gelişme kısmına geçebiliriz 🙂

 

Tarihiyle ünlü Berlin Duvar’ı…

 

Berlin 101

Günümüzde Berlin, Almanya’nın başkenti ve en büyük şehridir. Yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu vardır. Tarihte Berlin ismi 13. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Şehir 1961-1989 yılları arasında Doğu Almanya’nın başkenti, bu tarihten sonra da Federal Almanya’nın başkenti olmuştur. Tarihte savaşları ve acıları derinlemesine yaşayan belki de tek şehir burasıdır… Berlin günümüzde kültür,politika, medya ve bilimin dünya şehridir(bunu ben demiyorum Almanlar diyor). Modern Berlin, dünyaca ünlü üniversiteler, orkestralar, müzeler ve eğlence mekanlarına ev sahipliği yapmaktadır ve birçok spor etkinliğine ev sahipliği yapmaktadır. Kentsel yerleşimi onu uluslararası film yapımları için aranan bir yer haline getirmiştir. 2000’li yıllardan beri Berlin, kozmopolit bir şehir haline gelmiştir. Bu kadar wikipedia bilgisinden sonra diğer konulara geçelim.

 

Brandenburg! Umuda açılan kapı…

 

Ulaşım

Berlin’e ulaşmanız için birçok yol var. Eğer Türkiye’den gelecekseniz Türk Hava Yolları, Pegasus,Onur Air, Ukraine International, Sunexpress, Aeroflot, Aegean Airlines, Lufthansa gibi alternatifleriniz mevcut. Burada size uygun olan havayolu şirketini seçip uçuşunuzu gerçekleştirebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken husus hangi havalimanına ineceğinizdir. Berlin’de, Berlin-Tegel (TXL) ve Berlin-Schönefeld (SXF) yanında yeni açılan(açılacak olan) Berlin Brandenburg Airport (BER)’da dahil 3 tane havalimanı vardır. Siz kendinize en uygun neresi oluyorsa onu seçin. Çünkü kalacağınız yere gitmeye bağlı olarak ödeyeceğiniz tren bileti veya shuttle bileti fiyatı da değişecektir. Bunu unutmayın diyorum! 

Biz Almanya içinden (Köln) gittiğimiz için Ryan Air’den biletlerimizi almıştık. İki kişi için Schönefeld havalimanı gidiş-dönüş biletlerimizi tam 60 euroya (279 Türk Lirası yaklaşık) aldık(Ryan air’e göre pahalı bile denebilir çünkü kampanya dönemlerinde 9,99’a kadar düşüyor biletler)!!! Bunun dışında flix bus olsun, post bus olsun, db bus olsun çeşitli otobüs alternatifleriniz de mevcut. Çok uygun fiyatlara otobüsle de avrupa içi seyehat edebilirsiniz. Bunu da göz önünde bulundurun derim. Berlin’e ilk indiğinizde size yol göstermesi için yardımcı uygulamalara ihtiyacınız olacak ve şanslısınız ki bunun için de önerilerimiz var. Bunlardan birincisi DB Navigator uygulaması. Android ve iOS için sürümleri mevcut. Gerçek zamanlı olarak Hbf’lerdeki (tren istasyonları) trenlerin, metroların ve tramvayların saatlerine bakabiliyorsunuz. Ayrıca rotanızı da girerek en uygun opsiyonu size sunuyor. İkinci uygulama ise S-Bahn Berlin. Diğer uygulama bazen S- Bahn’ları göstermeyebiliyor, hata verebiliyor. İşte bu uygulama ile S-Bahn’ları kontrol edebiliyorsunuz. S-Bahnlar genelde şehir trenleri olarak geçer ve DB’lere göre daha yavaş giderler. Üçüncü uygulama ise Google Maps. Bildiğiniz üzere toplu taşıma kısmı uygulama içinde çalışıyor ve en iyi alternatifleri buradan da görebiliyorsunuz. Ayrıca offline mod için haritayı da indirebilirsiniz. Son olarak da bonus uygulama kategorisinden giren TripAdvisor! Bu uygulamayı nereye giderseniz gidin telefonunuzda kurulu olsun ve gittiğiniz veya gideceğiniz her yerin içeriğini offline olarak indirin! Hayat kurtarır, demedi demeyin!

Ryan Air’e giderken biz…

Kalacak Yer 102

Havalimanında indikten sonra 2 vesait değiştirmeyle birlikte şehir merkezine gelmiş bulunuyoruz. Bulunmuştuk. Biz Alexanderplatz’a yakın bir hostel seçtik kendimize. ONE80° Hostel Berlin Mitte. 5 dakikalık yürüme mesafesiyle gezip, görülebilecek neredeyse her yere yürüyerek gidebileceğiniz bir konumda bulunuyor hostel. Bu açıdan başarılı çünkü ulaşım maliyetlerinizi azaltan bir hamle olarak görüyorum ben bunu. Genelde yurtdışında gezerken ulaşım maliyetleri fazla olur. Bu yüzden city card veya city pass dediğimiz şeylerden satın alırız genelde. Bunu yapmamak için şehir merkezinde yakın bir yerde tutarsanız hostelinizi veya hotelinizi, gezinizi hesaplı hale getirmek mümkün. Hostel’e 4 gün 3 gece için iki kişi toplam 130 euro ödedik (604 TL yaklaşık) ve 8 kişilik odalarda kaldık! Biliyorum ödediğimiz paraya ve birlikte kaldığımız kişi sayısına göre korkunç gözüküyor fakat merak etmeyin bu haraketten gram pişmanlık duymadık. Çünkü Alexanderplatz 400 metre, Müzeler Adası ve Berliner Dom yaklaşık 1.5 km, Brandenburg Kapısı da yaklaşık 3 km ötedeydi! Yani yürüyerek her yere ulaşabilirdik! Şimdi size de mantıklı geldi dimi? Bence seyahatlerde mümkün olduğunca yürüyerek gezmek ve şehri keşfetmek lazım. Gezdiğiniz yerlerdeki insanları görüp, onlarla birlikte aynı havayı soluyup, onları anlamaya çalışmadığımız sürece, çektiğimiz fotoğraflar sadece içi boş birer hatıra olarak kalır. Gideriz, görürürüz, gittik deriz, fotoğraf çekeriz ve geri döneriz. Ana mesajı kaçırmış oluruz.

Alexanderplatz ve World Clock

Evet sevgili coologger okurları! Berlin ile ilgili ilk yazımızın sonuna geldik. Bir sonraki yazıya hazırlık olsun diye şu iki linki (Link 1 ve Link 2) buraya bırakıyorum. Yazımızı beğendiyseniz aşağıda bulunan butonlara basarak sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşünceye dek hoşçakalın…

Not: Bütün fotoğraflar coologger.com’a aitttir ve tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!