Berlin’de Gezilecek Yerler! (Teil 2)

Evet sevgili coologger okurları. Berlin serimizin 2. yazısına hepiniz hoş geldiniz. Bu yazımızda Berlin’de gezilecek yerlere değineceğiz. Bunu yaparken bu sefer biraz farklı bir yol izleyeceğiz. Bildiğiniz üzere diğer yazılarımızda genel olarak gidilebilecek turistik yerlerden bahsetmiştik herkesin genelde gittiği. Bu sefer farklılık olsun dedik ve ilgi alanlarına göre kabaca yazımızı bölelim dedik. Birincisi Mutlaka Gidin Gezi Paketi. Bu parçada Berlin’e gittiniz ama çok fazla da zamanınız yok, nereye gidelim önerilerini göreceksiniz. İkinci Kısım ise Kültür, Sanat ve Tarih kısmı. Ekstradan zaman ayırmanız gereken yer belki de burası olacak. Burada müzelerden ve tarihi yerlerden bahsedeceğiz. Üçüncü ve son kısım ise spor ve eğlence olacak. Burada da adı üzerinde sporu ve eğlenceyi sevenler için bir liste hazırlayacağız. Unutmayın bu gittik gördük çok güzeldi yazısı değil. Burada ayrıntılı bilgiler de bulamayacaksınız. Bu yazıda sadece sizi doğru yönlendirecek bir bilgiye ulaşacaksınız. Hazırsanız başlayalım. ?

 

MUTLAKA GİDİLECEK YERLER!

 

Brandenburger Gate: Almanya tarihinin en önemli olaylarının yaşandığı bu kapı 1788-1791 yıllarında inşa edilmiş ve yapılırken de Atina’daki Acropolis’in görkemli kapısından etkilenilmiştir. Berlin’in simgelerinden olan bu tarihi eser Berlin’e gittiğiniz zaman mutlaka uğramanız gereken bir yer.

 

Alexanderplatz:  Doğu’nun izlerini günümüzde de koruyan, Doğu Berlin’in sembolü haline gelmiş Alexander Meydanı ve Dünya Saati’ne mutlaka uğrayın. Ayrıca Berlin’i 360 derece seyredebileceğiniz Berliner Fernsehturm (Televizyon Kulesi) de burada bulunur. Günümüzde her ne kadar alışverişin merkezi haline geldiyse de meydandan ara sokaklara doğru gittiğinizde doğunun etkilerini görüyorsunuz. Görmeden gelmeyin derim ?

Alexanderplatz’a uzaktan bir bakış…

Checkpoint Charlie ve Müzesi:  Savaşın getirdiği acıları ve mücadeleleri görmek istiyorsanız kesinlikle buraya gitmelisiniz. Müzede göreceğiniz ve belki de inanamayacağınız mücadeleleri görmek ve savaştan sonra olanlar hakkında belgesel niteliğinde bir bilgi öğrenmek istiyorsanız mutlaka Checkpoint Charlie’ye uğrayın.

Checkpoint Charlie…

East Side Gallery:  Meşhur Duvar’dan kalan izler ve üzerine yapılan grafitti çalışmaları her ne kadar Duvar’ı bir sanat eserine dönüştürse de yaşamları ayırdığı kesin. Duvar’dan arta kalanları görmek ve üzerlerine yapılan grafittilerle birlikte o dönemde yaşayan insanları anlamak için lütfen buraya uğrayın, bir şey kaybetmezsiniz.

Berliner Dom: Berlin’in meşhur katedrali. 1905 yılında tamamlanmıştır. Birçok yıkıma, yeniden modellemeye maruz kalan katedral, neo-barok mimarisine göre yapılmıştır. Katedralin savaş zamanında bir kısmı yıkılmış ve sonradan tekrar inşa edilmiştir. Gittiğiniz zaman üzerinde var olan kurşun izlerini hala görebilirsiniz. Mutlaka uğrayın derim.
Buraya kadar olan yerleri 1.5 günde gezebilirsiniz. Saydığımız yerler Berlin’i Berlin yapan ikonik ve tarihi yerler. Yani zevkiniz ve renginiz ne olursa olsun hiç fark etmez yukarıda saydığım yerlere mutlaka gidin. Şimdi listemizi biraz daha ayrıntılı hale getireceğiz. Öncelikle gidilmesi gereken müzelerden bahsedelim.

 

Berliner Dom…

 

KÜLTÜR, SANAT VE TARİH!

Eğer tarihle ilgiliyseniz lütfen aşağıda yazacağım müzelere gidiniz. Daha doğrusu Berliner Dom’a gittikten sonra yürüme mesafesinde olan (yaklaşık 1 dk.) müzeler adasına gidiniz. Burası 1999’tan beri Unesco’nun Dünya Mirasları Listesinde de bulunmaktadır. 5 tane müzeye ev sahipliği yapar.

Altes Museum (Eski Müze): 1830’da tamamlandı. Antik eserler burada sergilenmektedir.

Altes Museum…

Neues Museum (Yeni Müze): 1859’da tamamlandı fakat 2. Dünya Savaşı’nda yıkılan müze yeniden inşa edildi ve 2009’da tekrardan açıldı. Antik Mısır Medeniyeti ağırlıklı olmak üzere Antik dönemin eserleri sergilenir.

Alte Nationalgalerie (Eski Ulusal Galeri): 1876’da tamamlandı. 19. Yüzyıl sanat eserlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Bode Müzesi: 1904 yılında tamamlanmıştır. Orijinal olarak Kaiser Friedrich Müzesi olarak kurulsa da daha sonra Wilhelm von Bode’nin onuruna ismi değiştirilmiştir. Müzede heykeller, Bizans sanatı, madeni paralar ve madalyalar sergilenmektedir. Ayrıca Anadolu’da bulunan pek çok eser burada sergilenir.

Pergamonmuseum: 1930 yılında tamamlanmıştır. Bergama Zeus Sunağı, Milet’in Market Kapısı, İştar Kapısı  gibi yapılar ve bu yapılara ait eserler, gerçek yerlerinden ayrıntılı bir şekilde toplanarak -maalesef- bu müzede yeniden birleştirilmiş ve Bergama Müzesi’nin adını dünya genelinde meşhur etmiştir. Kendi topraklarınızda bulunan eserleri başka ülkede görmek gerçekten çok kötü bir duyguydu fakat gidin görün, mutlaka bu müzeyi ziyaret edin.

Mezopotamya’da Yeni Babil İmparatorluğu kralı Nebukadnezar tarafından savaş ve aşk tanrısı İştar adına yaptırılmış kent giriş kapısı.

 

Milet’in Pazar Kapısı da burada yer alıyor.

Bunların dışında savaş tarihiyle ilgileniyorsanız mutlaka Berlin- Deutsche Militärische Museum der Luftwaffe’ye, Deutsche-Russische Museum’a ve Stasi Museum’a mutlaka uğrayın.

Son olarak size önerebileceğim müze de Berlin Deutsches Technikmuseum yani Berlin Teknik Müzesi! Burası gerçekten muhteşem bir mekân ve gerçek alman işçiliğini, gücünü burada görebiliyorsunuz. Trenler, uçaklar, arabalar, gemiler, fotoğraf makineleri, bisikletler… Aklınıza gelebilecek her şey ama her şey burada mevcut. Bana kalırsa buraya mutlaka gidin. Mutlaka 1 gününüzü boşa çıkartın ve gidin. Kişişel olarak size tavsiyem Pergamonmuseum’la birlikte teknik müzeye gitmeniz olacaktır. Mutlaka ama mutlaka buraya gidin!!!

 

Teknik Müze’nin giriş kapısı bize içerisiyle ilgili ipuçları veriyor…

MODERN BERLİN !

Müze tavsiyeleri de bittikten sonra Berlin’e bir de modern açıdan bakalım.

Volkswagen Group DRIVE:  Burası Volkswagen Grup’un bazı modelleri sergilediği genel bir sergi alanı aslında. Bana kalırsa 7’den 70’e insanların ziyaret edebileceği bir yer burası. Lafı fazla uzatmıyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum. ?

550 Spyder…

 

 

 

918 Spyder…

 

 

 

Huracan…

 

 

KaDeWe: Kaufhaus des Westens, Batı’nın Mağazası. 1907 yılında yapılmıştır. 60000 metrekare satış alanı ile Londra’daki Harrods’dan sonra Avrupa’nın ikinci en büyük mağazasıdır. İçinde 8 kat bulunur ve her katta farklı bir konsept ve satış mağazaları bulunur. Her gün 40000 ila 50000 arasında insan burayı ziyaret etmektedir. Genel olarak KaDeWe olarak kısaltılan yapı birçok esere de (bakınız Where Are We Know?) ilham kaynağı olmuştur. Alışveriş ve mimari için ziyaret etmenizi öneririm.

…A man lost in time
Near KaDeWe
Just walking the dead…

Potsdamer Platz: Meydan, Brandenburg Kapısı ile Reichstag’ın 1 km güneyinde ve Tiergarten Parkı’nın hemen yakınlarında yer almakta olup adını Potsdam şehrinden almaktadır. Potsdamer Platz, Almanya’nın yeniden birleşmesinden bu yana birçok kentsel dönüşüm projesinin merkezi olmuştur. Daimler, Sony, Beisheim, Park Kolonnaden, Leipziger Platz ve IMAX sineması burada yer alır. Sony Center’ın çatısı ve ortamdaki renk harmonisini görmeniz için mutlaka öneririm.

 

Sony Center’ın meşhur çatısı…

Mercedes-Benz Arena: Eylül 2008’de açılan salon birçok etkinlik için kullanılmaktadır. Konserler için 17000, Basketbol için de 16000 kişilik kapasiteye sahiptir. Eğer imkânınız ve zamanınız varsa burada bir etkinliğe katılmanızı öneririm.

SON OLARAK…

Bu kısmı da kapattıktan sonra benim de gittiğim ve sizin de gitmeniz için önerdiğim 3 yer kaldı. Şimdi onlara da bakalım.
Reichstag: Alman Parlemento Binası. Binanın çok bir esprisi yokmuş gibi gözükse de aslında can alıcı bir özelliği vardır. O da binanın sahip olduğu cam kubbesidir. 1894 yılında yarışma sonucu galip gelen Paul Wallot tarafından tasarlanıp tamamlanmıştır. Sunduğu şehir manzarasıyla ziyaretçilere güzel bir deneyim hazırlamaktadır. Ayrıca binanın kapısı imparatorluk sarayına bakması gerekirken tam tersi yönünde inşa edilmiştir.

Binanın tepesine dikkat ederseniz cam’dan çatıyı fark edebilirsiniz…

Holocaust: Yahudi Soykırımı’nda hayatını kaybetmiş insanlara adanan bir anıt mezardır. 2004 yılında tamamlanan anıt, 19000 metrekarelik bir alanı kaplar. 2711 adet beton bloktan oluşan yapıların üzerinde Yahudi törenlerinden, medeni kanunundan ve efsanelerinden kesitler yer alır.

Holocaust’un gece görünümü

Kreuzberg nam-ı diğer ‘’As Bayrakları As’’: Diğer bir ismi de küçük İstanbul olan Kreuzberg bölgesinde Türk nüfusu oldukça fazladır. Eğer gezinizin üstüne ülke yemeklerine hasret çeker veya yabancı konuklarınıza Türk Mutfağından lezzetler sunmak isterseniz buraya getirebilirsiniz.

Gitmesek Olmazdı…

Evet sevgili coologger okurları. Berlin’in bize göre gezilecek yerlerini size sıraladık. Umarım listemizi sevmişsinizdir. Birçok farklı yeri daha atladığımızı biliyoruz fakat diğer yazımızda da belirttiğimiz gibi bu işler biraz zevk meselesi ve Berlin için günlere belki de aylara ihtiyacımız var… Bir sonraki yazımızda görüşünceye dek hoş çakalın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!