Brugge’de

Brugge’de

 

2008 yılında çok güzel bir film vizyona girmişti. İsmi de In Bruges’dü. Filmde Colin Farrell, Brendan Gleeson ve Ralph Fiennes gibi ünlü isimler oynuyordu. Filmin konusu ise tetikçi Ray( Colin Farrell) ve arkadaşı( Brendan Gleeson) ters giden bir işin ardından Belçika’nın Brugge kentinde patronlarından gelecek haberi beklemektedir. Filmin kısaca özeti bu şekilde. Efendim film En İyi Senaryo dalında Oscar’da da aday gösterildi. Imdb puanı 7,9 Metascore’u da 67. Mutlaka izleyin kesinlikle öneririm. Gelelim konumuza. Neden mi yazıya böyle başladım. Çünkü Ray’in ve filmin diğer karakterleri arasındaki uyum tezat yapıdaydı ve birçok noktada çok dikkat çekiyordu. Bunlardan birisi de Ray’in sürekli Brugge’e ve Belçika’ya b*k atmasıydı!

Belçika neyiyle ünlüdür? Çikolataları ve çocuk istismarı ile. Ve çocuklara ulaşmak için sadece çikolatayı icat ettiler.

 

Eğer bir çiftlikte büyümüş olsaydım ve geri zekalı olsaydım, Brugge beni etkileyebilirdi. Ama büyümedim ve beni etkilemiyor.

Ray’in bu offensive çıkışından sonra ben de kendi kendime ne kadar kötü olabilir diye düşünmüştüm. Filmi izlerken şehirden kesitler, görüntüler vardı ama aynı zamanda da kendi kendime kötü herhalde diyordum ve dedim. Tabi o zamanlar 14 yaşındaydım ve küçük bir çocuktum ? Fakat sonradan filmi tekrardan izlediğimde, biraz daha olgunlaşıp kendime geldiğimde anladım ki Brugge benim gördüğüm gelmiş geçmiş en güzel şehirlerden birisiydi. Bu yazımızda Belçika’nın Brugge kentini 3 bölümlük bir yazı dizisiyle ele alacağız. Hepiniz güzel biraların ve waffleların olduğu Belçika’ya ve de Brugge’e hoş geldiniz. Keyifli okumalar ?

 

Şehre Giriş 101

 

Brugge’e Köln’den Deustche Bahn’ın hızlı trenlerine binerek gittik. Biletleri erkenden aldığımız için Brüksel’e kadar gidiş dönüş biletleri için 50 Euro ödedik. Oradan da toplamda 10 euro ödeyerek Brugge’e giden tren bileti aldık ve kişi başına 30 Euro’ya gelen bir ulaşım masrafı ödedik. Yolculuktan da gayet memnun kaldık. Özelikle DB’nin hızlı treni gerçekten muhteşem bir deneyimdi! Brugge’de trenden indiğimizde Station Brugge (Gare de Bruges)’e geldik. Gayet sıradan bir görünümü vardı. Sebebi ise 1939’dan beri kullanılması olabilir (Tren istasyonu 1838’de kurulmuş ama şu anki aktif kullanılan istasyon 1939’dan beri hizmette). Burası Belçika’nın en işlek tren istasyonuydu fakat biz gittiğimizde çok fazla insan görememiştik. Şehir merkezi yaklaşık 1,5 km uzaklıkta olduğu için herhangi bir toplu taşımaya da binmedik. Eğer oteliniz veya hosteliniz şehir merkezine yakın ise kesinlikle yürüyerek ulaşımınızı gerçekleştirmenizi tavsiye ederim.

Tren istasyonunun dışarıdan görünümü.

 

Tren istasyonunun içinden bir görüntü.

 

 

Kalacak Yer 102

 

Biz kalacak yer olarak Hotel Ensor’u seçmiştik. Şimdi isterseniz hep birlikte otelin tarihine bakalım. Hotel Ensor’un binası 150 yıllık (tam olarak kaç yılında yapıldığını hatırlamıyoruz ama eski olduğunu biliyoruz kusura bakmayın) bir yapı ve hala günümüzde de aynı bina sağlamlığıyla karşımızda duruyor! Savaş döneminde ise bina şansına etkilenmemiş fakat yıllar içerisinde de doğal olarak gerekli restorasyonları ve bakımları yapılmış sahipleri tarafından. Birçok ünlü isim kalmış otelde. İçeri girdiğinizde fotoğrafları görebiliyorsunuz. Genç jenerasyonla da birlikte bina otele çevrilmiş. Olanaklara gelecek olursak 2 yıldızlı bir otel/pansiyon. Booking.com’da puanı 8,5 ve 933 değerlendirme mevcut. Çok fazla odası yok ama odaların içinde tv’si, wifi’ı, kliması, duşu, tuvaleti hemen hemen her şeyi mevcut. Bu açıdan baktığımız zaman mantıklı bir seçenek haline geliyor. Ayrıca sabah kahvaltısı da var! Çeşitlilik çok fazla değil ama kesinlikle de aç kalmıyorsunuz. Otel Eski Brugge dediğimiz bölgede kalıyor ve merkeze yaklaşık 8-10 dakikalık mesafede. Gerek tarihi olsun gerek ortamın size kattığı, verdiği hava olsun çok güzel bir seçenek diyebilirim. 2 kişi çift kişilik odaya gecelik 35 euro toplamda da 70 euro ödedik. Son dakika planlaması olduğu için biraz pahalıya geldi diyebilirim fakat ulaşıma verdiğimiz parayı da göz önüne alınca gayet ucuza geldi. Eğer “Hostel olmasın otel de olmasın ikisinin arasında makul bir seçenek olsun” diyorsanız Hotel Ensor’u kesinlikle öneririm. Gerçekten kalmak için güzel bir yer. Kesinlikle öneririm fakat gitmeden siz diğer alternatiflere de mutlaka bakın derim.

 

Hotel Ensor tarihi binasıyla karşımızda duruyor.

 

Otel odamızın manzarası…

 

Otelden çıkıp biraz yürüdüğümüzde karşımıza bir kanal çıkıyor. Şehir tüm güzelliklerini her koldan bize yansıtıyordu.

 

Otelden çıkıp şehir merkezine doğru yürürken karşılaştığımız mükemmel bir manzara!

 

Brugge yazımızın ilk kısmını tamamladık! Yazı dizimizin ikinci kısmında Brugge’ü gezeceğiz ve referanslarla birlikte inceleyeceğiz. O yüzden In Bruges filmini izlemenizi öneririm. Son yazıyı da sadece ‘’Bira’’ için ayıracağız. Umarım bu yazımızı beğenmişsinizdir. Yazımızı beğendiyseniz aşağıda bulunan butonlara basarak paylaşabilirsiniz. Daha fazla fotoğraf ve yüksek kalite için lütfen 500px sayfamızı da kontrol edin. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere hoşçakalın… ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!