Günlük: Münster

Merhabalar sevgili coologger okurları. Bugün, “Günlük” serimizin dördüncü yazısıyla karşınızdayız. Bu yazımızda Münster’i birlikte gezeceğiz! Münster’i Münster yapan birçok şey var gözümde. Mesela Avrupa’nın en fazla bisiklet sayısına sahip olan şehri! Evet yanlış duymadınız Münster’deki bisiklet sayısı Amsterdam’dan fazla! Hatta Münster’in nüfusunu da göz önünde bulundurursak 2 bisiklete 1 insan düşüyor burada! (Münster’in nüfusu 300000 ve şehirdeki bisiklet sayısı 500000’den fazla!) Lafı daha fazla uzatmadan gezimize başlayalım!

Günlük: Münster

Münster benim Almanya’da Kuzey Vesfalya eyaletindeki en sevdiğim şehirlerden biri. Dortmund, Düsseldorf, Köln’ün aksine geri planda kaldıysa da (bunun sebebi futbol olabilir) bu şehir gerçekten bir harika! Neden diye soracak olursanız tam bir öğrenci ve bisiklet şehri. Münster’de bulunan öğrenci sayısı yaklaşık 60000! Yani başka bir ifadeyle burası tam bir öğrenci şehri! Ama sadece bununla da sınırlı kalmıyor Münster. Ayrıca burası Almanya’nın İklim Koruma Başkenti! Araç trafiğinin azaltılmasına yönelik çalışmalarla birlikte Almanya’nın en çevreci şehri unvanını da almış. Anlayacağınız burası yaşamak, çalışmak, öğrenmek için tam aradığımız yer! Hani bazen dersiniz ya “Bana şunları şunları verseniz ben ölmem” diye işte orası tam da burası!

Bu kadar Münster’i övdükten sonra sıra ulaşım konusuna geldi. Kuzey Vesfalya eyaletlerinden herhangi birisinden trene binerek buraya ulaşabilirsiniz. Münster’e İstanbul’dan uçakla direkt ulaşım maalesef mümkün değil. Münster’e gitmek için size önerebileceğimiz en iyi yol eyalette bulunan şehirlere uçakla gidip, oradan da trene binmeniz olacaktır. Münster’e vardıktan sonra burada kalıp kalmayacağınız size kalmış bir şey. Dediğimiz gibi küçük bir şehir ve önemli noktalarını gezmek istiyorsanız 1 gün size yeterli olacaktır. Fakat şehri yaşamak ve huzuru hissetmek isterseniz birkaç gün kalabilirsiniz. Kalma yeri olarak size bir yer öneremiyoruz. Çünkü günübirlik gezilerle birkaç kez gittiğim için açıkçası Münster’de kalma ihtiyacı hissetmedim. Fakat kişisel zevkleriniz ve renklerinize göre Münster’de kalacak bir yer seçebilirsiniz. İnternetten rezervasyon yaptırırken kullanıcı yorumlarına ve tesisin şehir merkezine olan uzaklığına da dikkat etmenizi öneririm.

Gezilecek yerlere geldiğimizde ise Münster’de mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken çok bir yer yok açıkcası. Ama şehir sistematik bir uyum içerisinde güzel olduğu için sizde sürekli olarak kalma ve ziyaret etme hissi uyandırıyor. Ortamın verdiği etkiden midir bilinmez burayı seveceğiniz kesin!  İlk olarak şehre geldiğimde şehir merkezinden gezmeye başladık.  Prinzipalmarkt! Buradaki binaların birçoğu savaş döneminden etkilenmişler ve yıkılmışlar.  Yıkılan ve zarar gören şehir merkezi tekrar restorasyona sokularak orijinal haline getirilmiş. Şehir merkezi gerçekten birbiriyle çok uyumlu Alman mimarisinin izlerini taşıyor (Gotik). Bir uyumun, ahengin izlerini şehrin her köşesinde görebiliyorsunuz. Tarihi belediye binası da burada bulunuyor. Şehir merkezinde ilerlerken karşımıza ilk önce St. Lambert Church karşımıza çıkıyor. Bu kilise Münster’in en eski kiliselerinden bir tanesi. 1375 yılında inşa edildiği tahmin ediliyor. Kilisenin 3 tane kafesi var. Bu kafesler de 1535 yılında isyan eden isyancıların liderlerinin cesetlerinin sergilenmesi için tasarlanmış… Burası da savaşta zarar görmüş ve sonradan restore edilerek bugünkü halini almış. Buradan çıkıp yürüyüşümüze devam ediyoruz ve Münster Cathedral’ine yani St-Paulus Dom’a geliyoruz. 1225’te  inşaatına başlanan ve neredeyse 40 yıl süren bu kilise Münster’in ana kilisesi rolünde. Burası da diğer yerler gibi yıkılmış fakat Astronomik Saat kurtarılmıştır! 1540 ve 1542 yılları arasında yapılan bu saat gerçekten diğer iki kardeşlerine göre en şanslı olandır. Çünkü Lübeck ve Wismar’da bulunan ikiz kardeşleri İkinci Dünya Savaşı’nda parçalanmıştır. Gerçekten bu katedrala uğramayı unutmayın. Çünkü tarihsel sürecin yıkımlarının izlerini ve kültürel değişimleri burada katedralde, özellikle de mimaride görmeniz mümkündür. Mutlaka uğrayın derim!  St – Paulus’dan çıktıktan sonra kendimizi  Münster Üniversitesi’ne ait olan botanik bahçesinde bulduk. 1803 yılında kurulan bu bahçe günümüzde 8000’den fazla türe ev sahipliği yapmaktadır. Bitki ve ağaç türleriyle ilgileniyorsanız buraya gelmenizi tavsiye ederim. Son olarak da Aasee’ye gelip Münster gezimizi tamamladık. Burası yapay bir göl ve katedrale de çok yakın. 10 dk’lık bir yürüme mesafesinde bulunan bu gölde rahatlayabilir güzel bir vakit geçirebilirsiniz.

Bu kadar yoğun bir gün geçirdikten sonra doğal olarak yorulduk ve acıktık! Bunun için de Hans im glück’e gittik. Gerçekten çok güzel bir restorant ve harika burger’leri var! Eğer farklı çeşitte kaliteli burger ve aynı zamanda güzel bir bira içmek istiyorum derseniz buraya mutlaka bir şans verin derim.  Gerçekten memnun kaldım buradan 🙂

Günlük’ün sonuna doğru gelirken Münster bende hoş anılar bıraktı. Öğrenci şehri oluşu, çevreci bir kent oluşu ve en önemlisi de gelen herkese huzur veren bir şehir aurasının olması çok ilginç bir deneyimdi. Umarım ilerde burada uzun süreli kalabilirim, belki de yaşarım kim bilir… 🙂

Evet sevgili coologger okuyucuları! Bir yazının daha sonuna geldik! Aşağıda bulunan fotoğraflarda gezdiğimiz yerlerden kesitleri görebilirsiniz. Bu yazıyı sevdiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın lütfen 🙂 Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşçakalın…

Şehir Mimarisi…

 

Lamberti’nin arkasından şehir görünümü…

 

Tek kelimeyle MUHTEŞEM!

 

St. Lambert Church
Astronomik Saat

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!