Paris Gezi Rehberi! (1. Bölüm)

                Ahh Paris…. Aşıklar şehri… Adına özel bir sürü film çekilmiş, sanat eseri üretilmiş ve en çok da aşıkları kendisine çekmiş olan bir şehir… Bir dönemin gözde sanat ve moda merkezi… Günümüzün de en önemli turistik merkezlerinden birisindeyiz bugün sizlerle coologger okurları. Üç yazılık bu Paris serimizde sizlere ulaşım, konaklama ve gezilecek yerlerle ilgili bilgiler vereceğiz. Paris benim yıllardır gitmek ve görmek istediğim bir yerdi. Çünkü Türkiye’den yurtdışına giden insanların yüzde 80’i Berlin, Amsterdam ve Paris üçlüsünden birisine gittiği için genelde (benim çevrem bu şekildeydi) ben de çok merak ediyordum. Bunların üstüne Woody Allen filmleri olsun, Peugeot arabalar olsun ve belki de en önemlisi Eiffel Kulesi olsun beni aşırı heyecanlandırıyordu. Paris tam bir sanat ve moda şehri… Fakat sadece belli bölgelere kadar. Aynı İstanbul gibi. Sonuçta İstanbul’un Boğaz’ı ile diğer kalan yerleri nasıl farklıysa, Paris’te de merkezden uzaklaştıkça durum daha da değişiyordu. Evet sanat, moda, şarap, aşk şehri ama bir noktaya kadar. Zaten yazımızın ilerleyen kısımlarında yeri geldiğinde bunlardan da bahsedeceğim. Bienvenue à Paris!

Not: Sitemizdeki reklamlara tıklayarak bize destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz. 🙂

Şehre Giriş 101

              Paris’e ilk defa ve son defa otobüsle gittim. Normalde seyahatlerimde Almanya Köln merkezli çıkış yapıp diğer ülkelere de Ryan Air ile giden bir insandım. Fakat gerek Ryan Air’in Paris’teki indiği havalimanın şehir dışında olması gerek de otobüs fiyatlarının ucuzluğu nedeniyle otobüsle gitmeye karar verdim. Bu noktada araya girmek gerek. Türkiye’den gidecek yolcular için THY’nin, Pegasus’un, Atlas Global’in ve Air France’ın direkt uçuşları mevcut. Bu da aklınızda bulunsun. Benim hikayeme dönecek olursak gidiş bileti için 5 euro, dönüş bileti için de 18 euro vererek toplamda 23 euroya gidiş dönüş biletimi aldım. Postbus’la gidip Postbus’la döndüm. Yolculuğa gelecek olursam berbattı. Türkiye’deki otobüs firmaları teknoloji açısından aşmış durumdalar gerçekten. Fiş yoktu, koltuk araları çok dardı, ikram yoktu… E diyeceksin 5 euroya bilet almışsın oğlum daha ne bekliyorsun diye. Haklısınız. Çok fazla bir şey beklememek gerek. Fakat dediğim gibi olsa güzel olurdu. Yolculuk kötü geçti. Şehir merkezine yakın bir yerde bulunan Gare Int.’de Paris Gallieni’ye vardık. Hemen garın yanında AVM de vardı. Oraya gidip ihtiyaçlarımı hallettim. Arkadaşımın varmasını bekledim. Paris’i gezerken mümkün olduğunca düşük bütçeyle çok şey yapma isteğim olduğu için amaçlarıma uygun bir seyahat planlaması oldu. Ama siz kendi keyfinize ve zevkinize göre ulaşım yönteminizi seçersiniz. Bu tamamen size kalmış!

Paris’in yolları…

Kalacak Yer 102

           Gelelim en belalı kısma… Dedim ya yukarıda Paris işte öyle göründüğü gibi bir şehir değil, altında birçok bilinmeyen şey de mevcut. Heh işte tam oradayız şimdi. Sonuçta o zaman hepimizin belli bir bütçesi vardı ve kalacak yer için de mümkün olduğunca uygun yerleri arıyorduk. Berlin’de bulunan arkadaşım Paris’in biraz dışında bulunan St. Denis’teydi. Ben sonradan plana dahil olduğum için okey benim için fark etmez, zaten 1 gün sonra hostele geçicez uyumaya gideriz mantığıyla hareket ettiğim için nerede olduğuna bile bakmamıştım yerin. Hataymış. İki Türk bir de Tayvanlı arkadaş buluşunca bavulları bırakmak için airbnb’den tuttuğumuz eve gitmeye başladık. Metrodan indiğimde bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum. Neden mi? İndiğimiz durağa yaklaşırken nedense metrodaki etnik çeşitlilik arttı. Irkçı değilim. İnsanların insan olduğunu düşünürüm her zaman ve renk ayrımı yapmam. Fakat ne hikmetse indiğimiz durakta ”beyaz” sayısı 3’tü. Duraktan çıkıp navigasyonu açıp eve doğru giderken bildiğiniz gettonun içerisindeydim. Yani aklınıza gelebilecek her şey vardı. İnsanlar bize “Kim bu tipler?” diye bakıp duruyordu. Siyahi mahallesinin tam ortasına düşmüştük. Eve doğru yaklaşırken birkaç tane Hintliye ama çoğu zaman da siyahiye rastladık. Ciddi ciddi yürürken hayatımda ilk defa kendimi yabancı hissettim. Gergin hissettim. Çevremizdeki bütün gözler bizim orada olmamamız gerektiğini söylüyordu. Üstüne üstlük navigasyon da sapıttığı için kaybolduk ve kendimizi 12 kişilik bir siyahi grubun ortasında bulduk. O an hepimiz birbirimize baktık ve topuklamamız gerektiğini anladık. Karşı grupla göz göze gelmiştik fakat görmezden gelerek grubun çevresinden dolaşarak topukladık. Bize anlamadığımız bir şeyler söylediler elbette ama yanımızdaki Tayvanlı arkadaş Fransızca bildiği halde bize ne dediklerini söylemedi. Biz de aynı hızla geldiğimiz gibi giderken yolda rezervasyonumuzu iptal ettik ve kendimize yeni yer bakmaya başladık. Hemen hostels.com’u açarak 2 kişilik şehir merkezine yakın olan bir yer aramaya başladım. Cebimizde kalan paraya uygun Woodstock Hostel Montmartre’de yer bulduk. The Basilica of the Sacred Heart of Paris’e yürüme mesafesinde olan bu hostel için tek gecelik 40 Euro ödedik 2 kişi 10 kişilik oda için! Hostel’e gittik. Odaya girdik. Orada bulunan grup ki erkek grubuydu komple odayı o kadar havasız bırakmışlardı ki (kokuyu da tahmin edebilirsiniz) az daha içimizdekini dışarı çıkaracaktık! Hemen resepsiyona gidip güzelce derdimizi anlatarak şansımıza 4 kişilik odaya çıktık ekstra ücret ödemeden. O kadar olumsuzluktan sonra güzel bir gelişmeydi bizim için. Bir sonraki gün için de zaten önceden rezervasyon yaptırdığımız Aij Paris’te kaldık. Burada da 2 kişilik odada toplam 40 Euro ödedik gecelik. Burada kahvaltı da olduğu için ekstradan daha iyiydi kesinlikle diğer hostele göre. Buradan memnun kaldım açıkçası. Onca zaman bunca derdin arasında arkadaşın arkadaşı olan Tayvanlı çocuğun aslında Şanzelize’de oturduğunu ve bize gelin bende kalın teklifini yapmadığını öğrenince Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözü aklıma geldi ve ne kadar haklı olduğu bir kez daha aklıma geldi. Bu olaylar da bana gösterdi ki her zaman kendi seyahatini kendin organize et ve bırak aranızdaki en iyi buna karar versin… Ve teşekkürler internet, teşekkürler trip advisor!

Woodstock Montmartre
Hostel’in merdivenleri…

          Evet sevgili coologger okurları! Paris ile ilgili ilk yazımızın sonuna geldik. Bir sonraki yazıda gezilecek yerler hakkında ve gezdiğim yerler hakkında konuşacağız… Yani yazacağım! 🙂 Yazımızı beğendiyseniz aşağıda bulunan butonlara basarak sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşünceye dek hoş çakalın…

Bu arada YouTube kanalımıza abone olmayı da unutmayın!

Paris Gezi Rehberi! (2. Bölüm)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!